Kusursuz olmak için ne kadar ileri gidebilirsin?
Black Swan (Siyah Kuğu), bu yolda fazla ileri gitmiş bir genç kadının hikayesi. Nina, kusursuz olmaya çalışmak için olağanüstü bir çaba gösteriyor. Ve bu çaba sonunda onu tüketiyor. Hatta yok ediyor.
Onun alanı klasik bale. İnsandan çok fazla şey isteyen bir dünya. Neredeyse insanüstü bir fiziksel ve zihinsel disiplin. Ama Nina’nın yaşadıkları sadece bununla ilgili değil. O aynı zamanda, asla memnun edilemeyecek birini memnun etmeye çalışıyor: Annesini.
Hayatınızda mükemmeliyetçi biri var mı? İyi olmanızla yetinmeyen, daha iyi, hatta en iyi olmanızı isteyen… Ve en iyi olduğunuzu sandığınız zaman da “Hayır, bu yeterli değil, daha fazlası olmalısın” diyecek gibi görünen…
Sizi sürekli kontrol eden biri var mı? Her hareketinizi, neler yiyip içtiğinizi, nereye gittiğinizi… Kimlerle görüştüğünüzü ve görüşebileceğinizi… Her şeyinizi… aklınıza ne gelirse…
Yetişkin olduğunuz halde üstünüzde yoğun bir anne baskısı var mı? Bu baskı iyi niyetli olabilir. Fakat cehenneme giden yolun iyi niyet taşlarıyla döşeli olduğu söylenir.
Siz ne dersiniz? Belki de hepimizin hayatında, iyi niyetin beklenmedik, hatta olumsuz sonuçlar doğurduğu hikayeler vardır.
Nina’nın hayatında bunların hepsi var.

Ek olarak içinde bir yetersizlik hissi var. Ne kadar çalışırsa çalışsın hiç azalmayan bir his bu. Bu konuda annesinin katkısını göz ardı etmek mümkün değil.
Bu şartlar altında kusursuz olmaya çalışmak için kendini parçalamasın da ne yapsın?
Ve tam olarak bunu yapıyor: kendini paramparça ediyor.
Hangi amaçla? Mükemmel olmak için. Belki hepimiz bazen bunu isteriz. Fakat sonuçları istediğimiz gibi olmayabilir. Ve hatta bazen, Nina örneğinde olduğu kadar olmasa da, bundan zarar görebiliriz.
Nina bu ruh halinden kurtulabilir miydi? Elbette. Bunun yolları var.
Bu başka bir yazının konusu olsun. Belki de bir sonrakinin.
