Bu yazıya başlarken ortaya iyi bir iş çıkarmayı isterim. Konu ilgi çeksin, imla hataları, kopukluklar, çok uzun cümleler olmasın. Okuyanlar hem beğensin, hem de işlerine yarasın. Bunların hepsini isterim ama kusursuz olmaya çalışmak bana göre değil. Yazarım, defalarca tekrar bakarım, yanlış bulduğum şeyleri düzeltirim. Bir noktada içime siner. “Daha iyi, daha da iyi olabilir” diye çok fazla zorlamam. Bu, daha çok mükemmeliyetçi insanların yaptığı bir şey. Ben öyle biri değilim. Ve açıkçası bununla fazla zaman kaybetmek istemiyorum. Çünkü bu, içerik yazarı olarak ilerlemek istediğim yolda beni yavaşlatır.
Öyle değil mi ama? Her yazıda kusursuz olmak için bu kadar zaman harcarsam yazmak istediğim diğer konulara ne zaman geçeceğim?

Bence bu, mükemmeliyetçi insan tipinin büyük çelişkilerinden biri. Yüksek hedefler ve standartlar belirleyip onlara uyma eğilimi yüzeysel bakışta kötü görünmüyor. Fakat her şey için yüksek standartlarınız olduğunu düşünsenize… Gözünü kusursuzluğa dikmiş bir insan, küçük büyük, önemli önemsiz fark etmeksizin her şeyde kusursuz olmak isteyecek. 1 saatte en azından idare eder seviyede yapabileceği bir iş için belki 5 saat harcayacak. İdare eder seviyesi ona yetmiyor. İyi bile yetmiyor. Daha fazlası gerekiyor.
Bunun ciddi bir zaman kaybına dönüşme riski yok mu? Bana göre var. Hem de fazlasıyla.
Neden Kusursuz Olmaya Çalışıyoruz?
Kusursuz olmaya bu kadar önem vermemizin sebeplerinden biri başarısız olma kaygısı ve olumsuz eleştirilerden fazla korkmak. Mükemmeliyetçi insanlar için bu karabasan gibi bir şey. Bu durumları yaşamamak için mükemmel olmaya çalışıyorlar. Muhtemelen sürekli bir kaygı içindeler. Zihinleri hiç susmuyor. Bu çok yorucu olmalı. Ben yazarken bile yoruldum.
Bir de ara tonları hiç görememek var. Ya siyah ya beyaz. Ya mükemmel ya değil. Ortası yok.
Mükemmel değilse yok saymak olayını da atlamayalım. Düşünüyorum, bir yazı için araştırma yapmışım. Çalışmışım, uğraşmışım. Özgün ve düzgün olması için çaba göstermişim. Kafam, gözlerim, sırtım yorulmuş. Ben yazabilen biriysem (öyleyim) ve böyle uğraşmışsam ortaya yayınlanabilir nitelikte bir yazı çıkar. Bu da bana yeter. Kendi yapabileceğimin en iyisini yapmaya çalışırım tabii ki. Ama bunu yapabildiğime karar vermem çok uzun sürmez. Sürmemeli. Hayat o kadar uzun değil zaten.

Kusursuz olma döngüsüne giren insanların genel sıkıntısı kaygılı düşünceler aslında. Mesela:
Ya yapamazsam? Hadi yaptım… ya iyi yapamazsam?… Onu da yaptım…ya daha iyisini yapamazsam?… En iyisini yapamazsam?
Aman Yarabbi, bir hata yaptım! Nasıl olur? Neden? Yetersiz miyim? Beceriksiz miyim? Artık beni beğenmeyecekler.
Onu / bunu / şunu kusursuz bir şekilde yapmalıyım. Yapamazsam? Gelecekteki hayatım nasıl olur, perişan olurum. Kim bilir başıma ne kötü şeyler gelir.
Gerçekten çok yorucu bir ruh hali. Acaba buna mahkum olmak zorunlu mu? Böyle biri kendine karşı daha şefkatli ve anlayışlı birine dönüşemez mi?
Evet, dönüşebilir. Bu yönünü tamamen ortadan kaldıramaz belki ama baskıyı hafifletebilir.
Bunu sağlamak kolay olur mu? Muhtemelen kolay olmayacak. Ortada yerleşmiş bir kişilik özelliği var. İnsanı yıpratan bir özellik bu. Oluşması, yerleşmesi bir süreç ise, baş edilmesi ve en azından hafifletilmesi de bir süreç olacak. Mücadele etmek, çaba göstermek gerekecek.
Fakat sonuçlarına değer, sayın mükemmeliyetçi. Üstünden bir yük kalkmış gibi hissedersin.

Bu Döngüden Nasıl Çıkabiliriz?
Kusursuz olmaya çalışmak artık çok yorucu hale mi geldi? Zaman kaybetmeden bu ağır yükü hafifletmek için çalışmalara başlamalısınız. Çünkü siz bu yönünüzü kontrol etmekte geciktikçe o daha da güçlenir.
Herhangi bir şeydeki performansınız beklentinizin (Veya birilerinin beklentisinin) altında mı kaldı? Bunu genellemeyin. Bu, sizin bütünüyle başarısız veya beceriksiz yapmaz. Hiç kimse her alanda iyi veya en iyi olamaz. Mümkün değil.
Gerçekçi, ulaşılabilir hedefler belirleyin. En aşağıdan en tepeyi hedeflemeyin. Önce aradaki basamakları çıkmayı düşünün. Birini, sonra birini daha… Bu daha az yorar ve tepeye yaklaşmayı kolaylaştırır.
Sevdiğiniz biri size bir sıkıntısını anlatınca ne yaparsınız? Ona nezaket ve anlayış gösterirsiniz. Katı bir şekilde yaklaşmazsınız. Bu şefkati, bu özen ve anlayışı siz de hak ediyorsunuz. Kendinize de böyle yaklaşmalısınız.
Büyük işleri bölmek de işe yarar. Mükemmel olmak isteyen biri büyük bir proje, görev veya sorumluluk karşısında normalden fazla strese girebilir. Adım adım ilerleyin.
Bu döngü kırılabilir.
Ama bir anda değil. Yavaş yavaş.
