Hepimiz zaman zaman bizde olumsuz duygular uyandıran durumlarla karşılaşıyoruz. Bunların şiddeti farklı oluyor, dolayısıyla etkileri de değişiyor. Fakat hissettirdikleri çoğu zaman benzer oluyor: Sıkıntı, endişe, üzüntü, umutsuzluk, mutsuzluk… Bu duygular günümüz insanını sıklıkla şu soruya götürüyor: “Depresyonda mıyım?” Bana bu kelime artık fazlasıyla sık ve kolay kullanılıyormuş gibi geliyor. Acaba her sıkıntı depresyon mu? Ne zaman kendimizi kötü hissetsek böyle düşünmemiz ne kadar doğru?
Her Sıkıntı Depresyon Değilse, Nedir?
Klinik depresyon ciddi bir durumdur; hafife alınmamalıdır. Aynı şekilde, geçici olması muhtemel bir üzüntüye daha baştan depresyon gibi büyük bir etiket yapıştırmak da doğru olmaz.
“Her sıkıntı depresyon mu?” sorusunun cevabı aslında oldukça nettir: Hayır.
Kötü bir durumun ruh halimizi düşürmesi, kaygı ve strese neden olması son derece normaldir. Hoşumuza gitmeyen bir şey olduğunda üzülürüz, canımız sıkılır, olumsuz düşünmeye daha yatkın olabiliriz.
Ağlama ihtiyacı duyabiliriz. Kendimizi bunalmış ve yorgun hissedebiliriz. Konsantrasyonumuz düşebilir. Uyku düzenimiz bozulabilir. Canımız hiçbir şey istemeyebilir.
Hatta keyif aldığımız şeylere bile mesafe koyabiliriz:
-Hadi bir polisiye izleyelim. Sen seversin.
-Hiç canım istemiyor.
-Yürüyüş yapsak?
-Onu da istemiyorum. Sadece uzanmak istiyorum.
Bunlar, zor bir durum karşısında ortaya çıkabilen son derece normal duygulardır; tek başına depresyon anlamına gelmezler.
Depresyon, bunlardan daha farklı ve daha derin bir durumdur. Etkileri daha şiddetli, süresi daha uzundur.

Aradaki Fark Nedir? Depresyon Nerede Başlıyor?
Etkisi uzun sürmemiş birçok sorun yaşamışsınızdır. Birkaç günü isteksiz, hüzünlü, düşünceli, suratsız, endişeli ve uykusuz geçirdiğiniz olmuştur.
Sonra durumunuz, yavaş da olsa düzelmeye başlar. Aklınıza takılan konuda olumlu bir gelişme olur ya da bunun sandığınız kadar korkutucu olmadığını fark edersiniz. Bazen de başınıza gelen güzel bir şey, üzücü olanın etkisini hafifletir.
Sonuçta, biraz su yutmuş olsanız bile çok geçmeden, yavaş da olsa, yüzeye çıkmaya başlarsınız.
Depresyon ise daha uzun sürer ve insanı yavaş yavaş daha derine çeker.
Canınız sıkkınsa evinizi toparlamak istemeyebilirsiniz. Ama çoğu zaman “Bu evin hali ne, bir şeyler yapmam lazım artık” diye düşünmeniz uzun sürmez.
Bir şeye üzüldüğünüz için birkaç gün bakım rutininizi aksatabilirsiniz. Bu normaldir. Çoğu zaman fazla zaman geçmeden bundan rahatsız olmaya başlarsınız. Bu durumun kendinizi daha da kötü hissetmenize yol açtığını fark edersiniz.
Depresyonda durum farklıdır. Evin giderek dağılması, hatta çöp eve dönüşmeye başlaması bile umurunuzda olmayabilir. Veya uzun süre, ev işleriyle uğraşacak haliniz olmaz.
Benzer şekilde, gerçekten depresyonda olduğunuz zaman bakımsız görünmek uzun süre umurunuzda olmaz. Nasıl göründüğünüzü, nasıl koktuğunuzu dert etmezsiniz.
Sıkıntılı, depresif duygular içinde olmakla depresyonda olmak farklı şeylerdir.
Bu yüzden, “Her sıkıntı depresyon mu?” sorusunun cevabı açıktır: Hayır.

Sıkıntılarınızı Küçümsemeyin… Fakat Etiketlemekte de Acele Etmeyin
Herkes depresyonu aynı şekilde yaşamaz. Belirtiler kişiden kişiye değişebilir. Burada önemli olan duyguların şiddeti, süresi ve gündelik yaşamın akışını ne derece bozduğudur.
Sıkıntılarınız elbette ki önemlidir. Bir başkasına hafif gelmeleri bunu değiştirmez, durumun içinde olan sizsiniz. Ancak, birkaç gün içinde depresyonda olduğunuza karar vermek doğru olmaz.
Hayatımız boyunca defalarca üzüntü, sıkıntı, moral bozukluğu, güvensizlik ve umutsuzluk gibi duygular hissederiz. Bazen bu gün içinde birkaç kere veya birkaç gün üst üste bile olabilir.
Bunların her birinin depresyon olduğunu düşünebiliyor musunuz? Ne kadar ağır bir yük olurdu. Tedavi olmaya çalışmaktan başka bir şeye zamanımız kalmazdı belki de.
Depresyon, tedavisi olan bir ruh sağlığı sorunudur. Ona maruz kalırsanız bir çözüm bulmanız gayet mümkün. Sıkıntınızı küçümsemeyin, sıkıntılı halinize anlayış ve şefkatle yaklaşın. Fakat bunun depresyon olduğuna hemen karar vermeyin.
Kendimize Depresyon Tanısı Koyabilir miyiz?
Depresyon belirtilerini araştırarak kendinize teşhis koymaya çalışabilirsiniz. Bilgiye erişim oldukça kolay hale geldiğinden çoğumuz bunu yaparız. Ve ne yazık ki bunun bazen fazlasıyla kötü etkileri olabilir.
Olumsuz bir durum içine girdiğimizde elbette ki kendi ruh halimiz ve davranışlarımızdaki değişimi fark edebiliriz.
Yakınlarımız bizdeki değişimi fark edip sorgulayabilir, uyarabilirler.
Kendimizi anlamaya çalışmamız doğal bir şey. Ancak, tanı koymak ayrı bir alan. O, profesyonellerin işi.
İyi olmadığınızı, üzüntülü olduğunuzu reddetmeyin, fakat bunun adını hemen koymayın.
Durumunuz giderek daha kötüleşiyor, yaşamınızı belirgin derecede etkiliyorsa ve kendi kendinize toparlanamayacağınızı hissediyorsanız, profesyonel destek alma yoluna gitmek iyi bir adım olabilir.
