Uzun bir aradan sonra, 5 Haziran 2026’da YouTube kanalım için yeniden çalışmaya başladım. Aşağı yukarı 3 ay 1 hafta oldu. Bir süredir bu konuda bir içerik hazırlamak aklımdaydı.
YouTube ve Ben başlığı gayet uygun geldi, çünkü amacım eğitim vermek değil. Bir kere, bunu yapacak kadar bilgili ve tecrübeli değilim bu konuda. Sadece bu süre içinde yaşadığım ve düşündüğüm şeylerden söz edeceğim.
Abone sayısından başlamak istiyorum. Kanal yeni değil ve yıllar önce de videolar eklemiştim. 1.400’e yakın abonesi vardı. Tekrar çalışmaya başladıktan sonra abone sayısında çok az bir artış oldu. Zaman içinde daha da olacağını umarım.
Bu 3 ay boyunca fikirlerim, çizdiğim yol, metrikleri değerlendirme biçimim gibi pek çok şey defalarca değişti. Bunun, uzun bir aradan sonra yapılan yeni bir başlangıç için normal olduğunu sanıyorum. İlk başlardaki heyecanlı değerlendirmeler artık yok sayılır. Yeni yolum yavaş yavaş netleşmeye başladı ve psikolojimi de daha iyi idare eder oldum.
Kanalın temasıyla ilgili fikirlerim çok defa değişti. Önce erkek giyim odaklı olmasını düşündüm. Sonra kadın giyim de eklemeye başladım. Ardından seyahat videoları, günlük hayatta karşılaştığım şeylerle ilgili videolar geldi. Derken bazı konulardaki duygu, fikir ve tecrübelerimi anlattığım, “sesli geyik” dediğim tarza da başladım.

Şu anda teknik analiz ve bu format benim için en önemli olanlar haline geldi. Bunlar aynı zamanda keyifle yapacağım işler ve sürdürülebilirlik için önemli bence. Zevkle yaptığım işleri daha uzun süre, bıkmadan sıkılmadan devam ettirebilirim.
Tek bir konuya odaklanmış bir kanalın başarma şansı daha yüksek mi olur bilmiyorum. Olabilir. Ama ben Binkelam isimli kanalımda çeşitli konuların beni daha çok eğlendireceğine karar verdim. Bunların hepsinin ağırlığı aynı olmayacak. Bazılarının oranı daha yüksek olacak. Örneğin şimdilik, kadın ve erkek giyim videolarının toplamın % 45-50’si oranında olmasına dikkat etmeye çalışıyorum.
YouTube ve Ben: Beni Metrikler mi Yönetecek?
28 günlük pencere beni en çok sersemleten şeylerden biri oldu. Kanal metriklerini bunun üzerinden değerlendiriyordum. Söz konusu pencere kısa sürede büyük bir artış gösterdi, sonra da neredeyse çakıldı. Neden? Çünkü o 28 günlük dönemde kanal ortalamasının üzerinde performans gösteren bir veya birkaç video varsa metrikler yükseliyordu. Sonraki 28 günlük dönemde böyle videolar olmayınca da çakılıyordu.
Bunu anlayınca üstümdeki etkisi azaldı tabii. Ve bu çok iyi oldu. Hayatım 28 günlük pencerenin verilerine bağlıymış gibi hissetmeyi bıraktım. Bu tamamen önemsiz değildi tabii ama makul bir açıklaması vardı.
Şimdilerde 90 günlük pencereye daha fazla önem veriyorum. Yeniden başlayalı 3 ay geçtiğinden ve ondan önce yıllarca boşluk olduğundan, 90 günlük metrikler oldukça iyi görünüyor. İkinci 3 ay da dolduktan sonra daha gerçekçi bir sonuç çıkacağını sanıyorum.
Kendime kanalı değerlendirmek için 6 ay süre verdim, bu arada. Bu süre yıl sonunda fazlasıyla dolmuş olacak. Ve o zamana kadar 28 veya 45 ya da 90 veya 900 günlük pencere, hiçbir şeyin beni çok etkilemesine izin vermemeye karar verdim.. İster olumlu olsun, ister olumsuz.
Metriklere bakıyorum tabii, bakmamak mümkün değil. Ama onların emrine girmiyorum, ruh halimi oradan oraya savurmalarına meydan vermiyorum. Her düşük izlenen videoda hata aramıyorum. Her yüksek izlenen videonun ardından, bundan onlarca yapayım, demek ki bundan lazım havasına girmiyorum.

Neden? Çünkü başlarda girdim, denedim ve her zaman aynı sonucu vermediklerini gördüm. YouTube ve ben hikayemin bir kısmında böyle yanlış değerlendirmeler de var. Ama hatayı fark etmek uzun sürmüyor.
Bir işe giriştikten sonra sağlıklı sonuçlara varmaya başlamak için bir süre gerekir. Bu vadeyi koymaktaki amaç bu.
Kendime göre yeterince çalıştıktan sonra, bu çalışmanın verimlilik derecesini değerlendireceğim ve yeni kararlar üzerinde düşüneceğim.
Viral video, hatta tercihen videolar meselesine gelince… İnsan videoları uçsun ister tabii, istenmez mi? Fakat kendi hesabıma, birkaç viral video yerine sürekli ve düzenli bir şekilde ilerleyen bir kanalı tercih ederim. Yanıp bir süre sonra sönen bir ışık değil, giderek daha parlaklaşan bir ışık olmak istiyorum. Fenomen olmak anlamında değil, kendi çapımdaki ilerlemem açısından. Bu işi hiç değilse 1-2 yıl sürdürmek istiyorum, duruma göre daha fazla da olabilir.
Özellikle borsa konusunda birkaç kere verdiğim bir örnek var. Atıyorum 500 kişi ünlü bir şarkıcı olmak için yola çıkar. Bunların 100 tanesi diyelim, amacına ulaşır. Biz onların muhteşem başarısının gayet farkında oluruz. Ama yolda dökülen, düş kırıklığına uğrayan diğer 400 kişinin hikâyesi sürmanşet olmadığı sürece onlardan pek haberimiz olmaz.
Bu konuya da biraz öyle bakıyorum. YouTube veya başka bir sosyal medya platformunda fenomen olanlardan haberimiz olur. Az uğraşıp pes edenlerden, bayağı uğraşıp pek bir şey elde edemeyenlerden? Onları pek bilmeyiz. Oysa işin zor tarafını gösteren, aslında onlardan bazılarının hikâyesidir.
Kolay değil, kolay da görünmüyor. Zaman ayırıp emek vererek hazırladığın bir video 5 görüntülenme alırken, yolda karşılaşıp çektiğin bir çiçek veya kedi 500 görüntülenme alabiliyor. 45 saniyelik bir videoyu hazırlamak 4-5 saat sürebiliyor.

YouTube ve ben metrikler, değerlendirmeler ve tavsiyeler açısından bazen anlaşmazlığa düşüyoruz. Bir hisse senedi analizi yapmışım mesela; beğeni yok, yorum yok. Kendisi bana takipçilerime “Arkadaşlar, sizce bu kâğıt şu direnci geçer mi?” diye sorabileceğimi söylüyor.
Ama ben bunu yapmak istemiyorum. Clickbait yapmak hiç istemiyorum. Kelimelerle oynama ve yazma becerim sayesinde yapabilirim gibi geliyor. Fakat hoşlanmıyorum ve kullanmıyorum.
Bu konularda deli bir inadım yok. Şu var: Bir süre kendi sade, gösterişsiz tarzımda devam etmek istiyorum ben. Bu şekilde daha rahat ve mutluyum. Yıl sonunda 6 ay dolduktan sonra bu konuda tekrar düşünebilirim — clickbait hariç; o olmaz. Daha havalı ve etkileşime teşvik eden yollar üzerinde düşünebilirim. Ama şimdi değil, daha değil. Önce içimden gelen tarzın karşılığını görmek istiyorum. Bunun çok zayıf veya yetersiz olduğuna karar verirsem, o konuda da yeni bir değerlendirme yaparım.
Şimdilik bu kadar. Hikayenin devamı gelirse, bu yazının da devamı gelecek. Yeni gelişmelerden haberiniz olacak. Ziyaretiniz için teşekkür ederim.
