Aynı filmi birkaç kere izlediğiniz olur mu veya aynı kitabı birkaç kere okuduğunuz? Bir Stephen King hikayesinden uyarlanmış olan 1922 (Film 2017) benim 2 kere izlediğim filmler arasında yer alıyor ve filmi bir kere daha beğendim.
Psikolojik gerilim – dram tarzında olan yapım, klasik anlamdaki gerilim filmlerini sevenlere, aksiyon arayanlara hitap etmeyecektir. Dramatik bir gerilim var burada. Kanı donduran, saçları havaya diken falan değil de, acıklı bir gerilim. Hayatı iyi ve doğru olduğuna inandığı yolda gitsin diye çok kötü bir şey yapan bir adamın bundan sonra yaşadığı iç çatışmaların ve ödediği büyük maddi – manevi bedellerin hikayesi.
Bu filmi izlerken suçluluk duygusunun, vicdan azabının insanı nasıl yiyip bitirebileceğini iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
1922 Filminin Konusu
Çiftçi Wilfred James, kendisine ailesinden miras olarak büyük bir arazi kalan eşini bu mirasın mevcut mısır tarlalarına eklenmesi için ikna etmeye çalışır. Ancak çift, istedikleri yaşam tarzı açısından tamamen farklı dünyaların insanlarıdırlar. Eşi Arlette, kendisine kalan toprağı satmak ve ergenlik çağındaki oğulları Henry James’i de alarak büyük bir şehirde yaşamak niyetindedir.
Wilfred sorunu çözmek için kesinlikle tavsiye etmediğim bir yol düşünür: Karısını öldürmeyi. Üstelik bu plana 14 yaşındaki oğlunu da dahil eder. Hayır, kendin yapılmaması gereken feci bir şey yapacaksın, bir cinayet işleyeceksin, ergen çocuğunun niye kanına giriyorsun? :( O salak da 14 yaşında, annesini öldürmek gibi bir fikre nasıl evet diyebiliyor tabii ama insan doğal olarak en çok babaya sinirleniyor. Haince, ince ince işliyor çocuğu ve rolünü de o kadar şahane oynuyor ki..
Baba oğul Arlette’i öldürürler ve kabus başlar. Yukarıda anlatmaya çalıştığım türden bir kabus. İzleyici Wilfred’in ödediği bedellerden rahatsız olmaz. Ben olmadım en azından. Ama gencecik çocuğun hayatının ne hale geldiğini izlerken üzüntü duyar. Ben duydum en azından.
Filmi beğenenlerin en çok işaret ettiği noktalardan biri Thomas Jane’in oyunculuğu ki kendisi gerçekten, kelimenin tam anlamıyla döktürüyor.
103 dakika süren ABD yapımı 1922 (2017) filminin yönetmeni Zak Hilditch. Başlıca oyuncuları:
Thomas Jane (Wilfred)
Molly Parker (Arlette – çiftçinin eşi)
Dylan Schmit (H. James – çiftin oğlu)
Kaitlyn Bernard (Sharon – gencin kız arkadaşı)
Neal McDonough
Sallie Cotterie
Brian d’Arcy James
Psikolojik gerilimleri seviyorsanız The Collector (Korkunç Koleksiyoncu) da hoşunuza gidebilir.
1922 Filmi İzleyici Yorumları
- Hikayesi çok güzel kurgulanmış bir film ve oyunculuklar da çok iyi. Thomas Jane bu rol için iyi bir seçim, rolünü çok inandırıcı bir biçimde canlandırıyor. Filmin atmosferini, kostümleri ve makyajı da beğendim. (6 / 10)
- Thomas Jane bu karanlık, kasvetli ve sert filmde kariyerinin zirvesinde olabilir. (7 / 10)
- Film biraz yavaş başlamakla beraber kısa sürede hızlanıyor. 1920lerin henüz süper güç haline gelmemiş Amerika’sının nasıl bir yer olduğunu başarılı bir şekilde hissettiriyor. Senaryo iyi ve karakterler de iyi işlenmiş. T. Jane’in çiftçi Wilfred rolündeki performansı özel bir övgüyü hak ediyor. (7 / 10)
- Bir şekilde hızlanacağını düşündüğünüz ama bir türlü hızlanmayan filmlerden biri. Dikkatimi çektiği için sonuna gelebildim ama birçok kişinin filmi yavaş ve izlenmesi zor bulacağını düşünüyorum. (4 / 10)
- Teknik yönleri ustalıkla işlenmiş, dönemini mükemmel bir şekilde yansıtan bir film. Thomas Jane öfkeli, pişman ve biraz dengesiz bir adam rolünde harikalar yaratıyor. Ona çok fazla odaklanılmış olması filmi gerilimli bir hikayeden çok bir karakter incelemesine dönüştürüyor. Fakat bu o kadar iyi bir inceleme ve canlandırma ki diğer karakterlerin gölgede ve bazı olay örgülerinin yetersiz görünmesini telafi ediyor. (8 / 10)
- Beklenmedik veya heyecan verici unsurlar içermeyen, yavan ve tahmin edilebilir bir roman uyarlaması. Çok düz bir anlatımı ve ağır ilerleyen bir yapısı var. (5 / 10)
- Ani korkutucu olayları, seri katilleri veya aptalca şeytani yaratıkları izlemeyi sevenlerin ağır ve sıkıcı bulduğu bir film, fakat ben çok beğendim. Başından sonuna zevkle izledim. Yavaş temposuna rağmen insanı izlemeye devam etmeye teşvik eden inanılmaz bir yapım. (9 / 10)
- Psikolojik gerilim türünü sevenler için iyi bir seçenek. İnatçılık, sabit fikirlilik ve hırsın kişinin sadece kendi hayatını değil, kendisiyle ilişkili başkalarının da hayatını nasıl mahvedebileceğini anlatıyor. Film boyunca, Wilfred’in seçiminin kendisini ve oğlunu nasıl kötü bir kadere sürüklediğini, zihinlerinin vicdan azabı ve gerçeğin ortaya çıkması korkusuyla nasıl çarpıtıldığını izliyorsunuz. (7 / 10)
- Paranoya ve suçluluk duygusu gibi unsurlarıyla derin bir drama potansiyeline sahip olan ama sonuç olarak sıkıcı bir film. (4 / 10)



It shouldn’t have been like this😊✌️
Ok, thank you so much.